current event: Tiny Office Art #7 Eda Gecikmez, Consulate General of Sweden, Istanbul

Tiny Office Art, İsveç Kültür Ataşesi Suzi Erşahin tarafından, Türkiye’de yaşayan ve çalışan kadın sanatçılara, eserlerini normalde sanatla baglantısı olmayan bir ofiste sergileyerek dikkat çekmek amacıyla geliştirilmiş bir projedir. Eseri yalnızca ofise gelenler görme imkanı bulabilmektedir ancak sosyal medyada ve işyerinin web sayfasında da gösterilir. Bu, Türkiye’nin heyecan verici kadın sanatçılarının çok mütevazi bir tanıtımıdır. Kültür Ataşeliği ofisinin yedinci konuk sanatçısı #EdaGecikmez.

Tiny Office Art, a project developed by the Counsellor for Cultural Affairs, Suzi Ersahin, aims to show women artists living and working in Turkey by installing their work in regular offices. Only the visitors of the office will be able to view the art work but it will also be on social media and the webpage of that workplace. A very modest way to shine a spotlight on some of the exciting women artists in Turkey. The seventh artist installing her work at the Office of Cultural Affairs is #EdaGecikmez.









Sevil Tunaboylu, Suzi Erşahin ve Eda Gecikmez

more info:

Tiny Office Art is a project which will show women artists living and working in Turkey, highlighting one work of an artist which will be installed in Suzi Ersahin’s office, the Councellor of Cultural Affairs at the Consulate General of Sweden, every 3rd week.

The exhibition will not be able to be seen by many people, it will be on view for guests to the office and the Consulate personnel. The artwork will however also be on display in social media and on the consulate web page together with a statement by the artist about the work.
The inspiration for the project is in part the women’s demonstrations on the 21 January 2017 and also the well-known Tiny Desk concerts that have been hosted in the office of National Public Radio’s Bob Boilen since 2015. Tiny Office Art wants to create a similar intimate place for viewing important Turkish women artists and hopefully become the inspiration for others to start their own tiny office art shows. We hope that it will in a very modest way shine a spotlight on some of the important and exciting women artists in Turkey. In keeping with its anti-hierarchical aims the Tiny Office Artists will not be curated as such, rather through conversation with each artist we will decide on the next one to be exhibited.  

At a time when culture and women’s roles in society are under threat both in Turkey and globally I feel it is important to show how acts of creativity can be an antidote to forces of hate and discrimination. I really hope that this modest proposal can both demonstrate a commitment to supporting the work of women artists in Turkey and inspire others to use limited means to celebrate and expose their work and come together in a spirit of creativity.


#tinyofficeart

interview with Tulika B. from the blog 'On Art and Aesthectics'

For the interview please visit the website: On Art and Aesthetics

Thank you Tulika <3 p="">


next event: Hayvanların Tarafı // The Animal Side, Mixer



Mixer, 20 Ocak 2018 itibariyle Ahmet Ergenç küratörlüğünde Sadık Arı, Fulya Çetin, Sinem Dişli, Ece Eldek, Didem Erbaş, İris Ergül, Çınar Eslek, Eda Gecikmez, Hatice Çiçek, Ata Kam, Huri Kiriş, İhsan Oturmak, Gümüş Özdeş, Mert Öztekin, Deniz Paşa, Ekin Saçlıoğlu, Ahmet Sarı, İlhan Sayın, Yusuf Sevinçli ve İrem Sözen’in çalışmalarından oluşan “Hayvanların Tarafı” başlıklı karma sergiye ev sahipliği yapacak.

Adını Nazlı Karabıyıkoğlu’nun Hayvanların Tarafı adlı hikaye kitabından alan bu sergide bir araya gelen işler insandan ve uygarlıktan uzaklaşıp hayvan ve tabiata dair ihtimallere odaklanıyor. İnsanın karşısında insan-dışını, uygarlık karşısında uygarlık-dışını düşünmeye çalışan bu işler insan merkezci bir bakıştan kurtulup yabana ve doğaya yönelerek yeni bir bakış öneriyorlar.

Gilles Deleuze’ün ‘hayvan-oluş’ dediği minör duruma da gönderme yapan bu sergide, doğa, varlık, benlik, kültür, uygarlık, arzu, beden, korku, bilgi, sezgi, büyü gibi majör ‘kavramlar’ yeniden sorgulanıyor. İnsanların tarafını bırakıp, öteki tarafa, hayvanların tarafına bakan çalışmalar, insanın dünyada ve evrendeki sözde-merkezi konumunu sarsıp insana yüklenen ‘kutsal’ anlamı sorunsallaştırarak, daha kapsayıcı bir epistemoloji ve ontolojiye işaret ediyorlar. Antropomorfik olmayan bir dünya kavrayışını içeren bu çalışmalar, insanı merkeze koymayan bir estetik ve politik tutumun da nüvelerini barındırıyor.

“Hayvanların Tarafı” Mixer’in Karaköy’deki mekânında 24 Şubat’a kadar görülebilir.

---

Mixer is pleased to announce its upcoming exhibition opening on the 20th of January with the title “The Animal Side” curated by Ahmet Ergenç, featuring Sadık Arı, Fulya Çetin, Sinem Dişli, Ece Eldek, Didem Erbaş, İris Ergül, Çınar Eslek, Eda Gecikmez, Hatice Işık, Ata Kam, Huri Kiriş, İhsan Oturmak, Gümüş Özdeş, Mert Öztekin, Deniz Paşa, Ekin Saçlıoğlu, Ahmet Sarı, İlhan Sayın, Yusuf Sevinçli and İrem Sözen.

Inspired by the eponymous book of Nazlı Karabıyıkoğlu, the exhibition focuses on the possibilities regarding nature and animals, away from humanity and civilization. These works propose a new perspective leaning towards the wild and nature to break away from anthropocentric view, considering non-human in the face of humanity and non-civilized in the face of civilization.

Referring to Gilles Deleuze’s notion of being “minor” and “being an animal”, this exhibition also re-examines “major” notions such as nature, existence, ego, culture, civilization, desire, body, fear, information, intuition and magic. The works in the exhibition, which set aside the human side and look at the animal side, shake the so- called central position of the human on earth and in the universe, and hint at a more inclusive epistemology and ontology, while problematizing the "sacred" meaning attributed to human. These works, relying on a non-anthropomorphic comprehension of the world, harbor the cores of a non-anthropocentric aesthetic and political approach.

“The Animal Side” can be seen at Mixer’s new space at Karaköy until the February 24th.


current event: "AV", Müze Evliyagil, Ankara



“AV”  07.12.2017 – 14.01.2018

ArtOda, “AV” sergisini ağırlamaya hazırlanıyor.
Müze Evliyagil bünyesinde süreli sergi ve projelerin gerçekleştirildiği ArtOda, Evliyagil Koleksiyonu’ndan hazırlanan “AV” sergisini izleyicileri ile buluşturuyor. On sekiz sanatçının bir araya geldiğisergi, 07.12.2017 – 14.01.2018 tarihleri arasında ArtOda’da açık kalacak.

Sanatçılar:
Ali Elmacı, Anıl Saldıran, Avni Erbaş, Bedri Baykam, Burcu Perçin, Eda Gecikmez, Feyhaman Duran, Gülsün Karamustafa, Gülşah Bayraktar, Haluk Akakçe, İnci Eviner, Mehmet Güleryüz, Mustafa Karasu, Mübin Orhon, Necla Rüzgar, Ümmühan Yörük, Valerio Adami, Yüksel Arslan.



“AV’’
                        ‘’Gözleri var ve görmüyorlar. Görmedikleri nedir? İşte şu: Nesnelerin onlara baktığı, onlara dair bir şey söylediği.’’
Jacques Lacan

Portreler, sanat tarihinin belki de en dikkatli görgü tanıklarıdır. Bizler ise sanat tarihini ve kimi zaman kendi tarihimizi onların bakışlarından izleriz. Bakışın iktidarı izleyicinin değil, izlenen nesnenin elindedir. Öte yandan kimi portreler, bakılmayı arzulamalarına rağmen, bakışımızı kışkırtmazlar ve teşhirci değillerdir. Yine de lekesellikleri en az derin bir bakış kadar davetkardır.
Bakışı kışkırtmaya başladıkları an, yabancılaşma duygusu boy gösterir. İmgeler dünyasında varlığını bu lekesellik yardımıyla yeniden inşa edenler için çehreler silikleşir. Artık, emarelerini ancak çizgilerden, renklerden ve sanatın kendine özgü dilinden takip ederiz. 
Sanatçının tuzağına yakalanmış, bakıla bakıla yorgun düşmüş, ‘av’lanmış olan portreler mi izlenendir? Yoksa sınırlı dünyamızın duvarlarına misafir olmuş, kabaran iştahları karşısında savunmasız bir ‘av’ gibi sabırla izlenen aslında bizler miyiz?
Bu yüzdendir karşılıklı bakışmalarla devam eden flört; bir türlü kavuşmaya erişmez, son bulmaz, öylece devam eder...
“AV” Evliyagil Koleksiyonu’ndan derleniyor. Sergi, koleksiyonun kuşaklar arası diyalogu olanaklı kılan geçişli yapısını da hatırlatıyor. Bu odada, Rousseau’dan Tevfik Fikret’e tüm çehreler, temsil ettikleri personaları terk edip bağlamlarından uzaklaşarak, bir süreliğine de olsa tek bir ağızdan konuşuyor.



past event: "Gide Gide Fikret Otyam'ın Ardından", Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi, Ankara



BİTMEYEN BİR YOLCULUK:GİDE GİDE FİKRET OTYAM’IN ARDINDAN 

2015 yılında kaybettiğimiz ressam, yazar ve fotoğrafçı Fikret Otyam, arkasında geniş bir resim, kitap ve fotoğraf arşivi bıraktı. Türkiye’nin toplumsal, kültürel ve sanatsal birikimine eşsiz ve yeri doldurulamaz katkılarda bulunan Otyam’ın ardından, O’nu anmak üzere düzenlenen bu sergiye yaklaşık 55 sanatçı fotoğraflarıyla katılıyor.
“Bitmeyen Bir Yolculuk: Gide Gide Fikret Otyam’ın Ardından” başlığını taşıyan sergi kızları Elvan Baransel, İrep Otyam Bilgiç ve Döne Otyam’ın girişimleriyle, Çankaya Belediyesi’nin desteği ve sanatçı dostlarının işbirliğiyle hazırlandı. 
Otyam, ressamlığa bir tabelacıda gördüğü renkli boyalar ve fırçalarını görünce, fotoğrafçılığa ise abisi müzisyen Nedim Otyam’ın fotoğraf merakından etkilenerek gönül verir. Üç arkadaşıyla doğduğu yer Aksaray’da Foto Üç Yıldız’ı kurar. 1942 yılında Cumhurbaşkanı İsmet İnönü Aksaray’a geldiğinde aynı zamanda, Halkevi Başkanı da olan babası eczacı Vasıf Otyam’dan Halkevi’nin fotoğraf makinası, körüklü bir Folklander’ini ödünç alarak İsmet İnönü’nün fotoğrafını çeker. Böylece fotoğrafçılığa ilk adımını atmış olan Otyam, Akademiye başlasa da fotoğraf aşkından hiçbir zaman vazgeçmez.
1953-1996 yılları arasında Anadolu insanının yaşamını belgelediği fotoğraflarını "Fotoğraflarla Gide Gide" başlığı altında toplar ve sergiler. 1950’lerden itibaren çıkardığı Söyleşi/Gezi kitaplarına da aynı adı verir. “Gide Gide”.
Otyam’ın ressamlılığının yanı sıra fotoğraf ve yazarlık çalışmaları da biyografisinde önemli bir yer tutar.
Bu sergide, ulusal ve uluslar arası alanda önemli bir yere sahip fotoğrafçı ve sanatçılar Fikret Otyam anısına “Gide Gide” diyorlar.
Fotoğraf tarihçisi Engin Özendes , sanat tarihçisi Fırat Arapoğlu ve Bora Gürdaş’ın yazılarının bulunduğu bir katalog da sergiyi belgeliyor.
Fikret Otyam’ın Gide Gide kitap serileri ve fotoğraflarından ilhamla oluşturulan bu sergi, Fikret Otyam’a bir “saygı” sergisi ve böylece, fotoğrafın önemli isimlerinin, Fikret Otyam’ın “Gide Gide” kitap ve fotoğraflarından ortaya çıkan kavramsallığı altında bir araya gelmelerini sağlıyor.

kitap tanıtımı: 'İstanbul 2023', Studio-X

Sinan Logie ve Yoann Morvan'ın 2014'te Fransızca yayımladığı ve 2017'de İletişim Yayınları tarafından Türkçe'ye çevrilen kitabı "İstanbul 2023", yazarların megapolün çeperlerine yaptıkları 200 km'lik yürüyüşü ve bu süreçteki gözlemlerini aktarıyor. Açık masa oturumunda kitabın tanıtımının ardından kent, kent yürüyüşleri ve kent hakları alanlarında çalışan uzmanlar ile beraber açık bir sohbet gerçekleşecek.

Yazarlar: Sinan Logie, Yoann Morvan
Konuşmacılar: Eda Gecikmez, Serkan Taycan, Tansel Korkmaz, Yaşar Adnan Adanalı

26 Eylül 2016
18:00-20:00

Yer: Studio-X İstanbul
       Meclis-i Mebusan Cad. 35A, İstanbul - Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi karşısı

https://www.studio-xistanbul.org/en/events/istanbul-2023

http://www.iletisim.com.tr/kitap/istanbul-2023/9442#.WclWPdFRWf0






past event: Meleklerin Payı // Angels' Share, DEPO

15 Eylül – 22 Ekim 2017

Küratör: Deniz Artun
Sanatçılar: Erol Akyavaş, Züleyha Altıntaş, Fatih Aydoğdu, Gökhun Baltacı, Mehtap Baydu, Candeğer Furtun, Eda Gecikmez, Aslı Işıksal, İbrahim Karakütük, Mehmet Koyunoğlu, Nermin Kura, Mübin Orhon, Mert Öztekin, Necla Rüzgar, Anıl Saldıran, İlhan Sayın, Elvan Serin, Seval Şener, Ali Şentürk

“Meleklerin payı”, viski yıllandırılırken ahşap fıçılardan buharlaşan hacme verilen isimdir. Bu hacim, coğrafyanın sıcaklığına bağlı olarak yılda %2 ile %16 arasında değişebilir. Havaya karışıp yok olan bu alkolün, yani bu kaybın, “meleklerin payı” olduğuna ve olgunluğun, bu payın ‘ödenmesi’ karşılığında yakalandığına inanılır.

“Meleklerin Payı” Deniz Artun’un küratörlüğünde, bir kısmı halen Ankara’da yaşamakta ve çalışmakta olan sanatçıların evlerinde, atölyelerinde sakladıkları, belki az sayıda kişiye gösterdikleri kimi eserleri ilk kez geniş bir izleyici kitlesine ulaştırmayı amaçlıyor. Grupta yer alan genç sanatçılardan daha önce üretimlerini hiç sergilememiş olanlar var. Bu buluşma, genç sanatçıların eserlerini göstererek kendi üretimlerine mesafelenmelerine, eserleri eleştiriye açabilmelerine ve hangi yolda, yönde devam edeceklerini belirlemelerine bir katkı sunmayı hedefliyor. Bugün hayatta olmayan Erol Akyavaş, Mehmet Koyunoğlu ve Mübin Orhon gibi tanınmış sanatçıların ise külliyatlarında gözden kaçan, bilinen tarzları dışında, farklı malzemeleri ve teknikleri kullanarak ürettikleri eserleri sergileniyor.

“Meleklerin Payı”ndaki bu yanyanalık, daha fazla tanınan sanatçıların bugüne kadar pek görülmemiş eserlerini, genç sanatçıların ilk kez sergilenen eserleriyle olası yeni ilişkiler içinde görmemize imkân sağlayacak.

Görsel: Erol Akyavaş, İsimsiz (Longwood Garden Philadelphia), 1970’ler, fine art kağıt üzerine arşivsel pigment baskı

*****************************************************************************
ANGELS’ SHARE

15 September – 22 October 2017

Curator: Deniz Artun
Artists: Erol Akyavaş, Züleyha Altıntaş, Fatih Aydoğdu, Gökhun Baltacı, Mehtap Baydu, Candeğer Furtun, Eda Gecikmez, Aslı Işıksal, İbrahim Karakütük, Mehmet Koyunoğlu, Nermin Kura, Mübin Orhon, Mert Öztekin, Necla Rüzgar, Anıl Saldıran, İlhan Sayın, Elvan Serin, Seval Şener, Ali Şentürk

“Angels’ Share” is the name given to the volume which evaporates from the wooden whisky casks during the process of maturation. Depending on the temperature of the geography, percentage of this volume may change between 2-16% per year. The alcohol which disappears into air, the loss, is believed to be “angels’ share” and maturity can be achieved only by the “payment” of this share.

“Angels’ Share” curated by Deniz Artun, brings together certain works which are set aside in the homes, studios of artists and seen by very small number of people and aims to introduce them to a wider audience. Some of the young artists in the group who live and work in Ankara have never exhibited before. This meeting takes the opportunity to show their works and help distance themselves from their productions, open up their works for critique and decide which way and direction to move. Relatively obscure works, with materials and techniques different from their identifiable styles produced by celebrated artists such as late Erol Akyavaş, Mehmet Koyunoğlu and Mübin Orhon will also be on show.

This juxtaposition in “Angels’ Share”, will provide for viewing the lesser known works by distinguished artists, in possible new associations with works from a younger generation of artists some of whom to be exhibited for the first time.


-->
Image: Erol Akyavaş, Untitled (Longwood Garden Philadelphia), 1970’s, archival print on fine art paper