Ankara Sanat Patikası / Ankaraner Kunstpfad, Almanya Federal Cumhuriyeti Büyükelçiliği Ankara



Sanatçı Eda Gecikmez'in Ankara Almanya Büyükelçiliği'nin "Ankara Sanat Patikası" isimli inisiyatifi kapsamındaki tanıtım videosu. Vorstellungsvideo der Künstlerin Eda Gecikmez im Rahmen der Initiative "Ankaraner Kunstpfad" der Deutschen Botschaft Ankara.

11.2020

KIRILDIKÇA AÇILIR | BROKEN OPEN







KIRILDIKÇA AÇILIR
17.09.2020 - 17.10.2020
GALERİ NEV ANKARA
GEZEGEN SOKAK NO:5
1993-2018 yılları arasında, tam yirmi beş yıl boyunca sergilerini Gezegen Sokak’ta açan Galeri Nev, yeni adresine taşınmasının ardından eski mekânını bir sanatçı rezidansı olarak düzenledi ve ilk misafiri Eda Gecikmez’i davet etti. Gecikmez, Gezegen’de neredeyse bir yılını tamamlarken, Türkiye’de sanatın tarihine dair pek çok an/anı ile dolu bu mekânın kendi eserlerini ve eserlerinin mekânı nasıl dönüştürdüğünü sorguluyor. Âdeta Gezegen’de geçirdiği zamanın parçalarından oluşan otuzdan fazla kolajı izlemek üzere atölyesinin kapılarını ziyaretçilere açıyor. Eda Gecikmez, 17 Eylül’den itibaren randevu ile gezilecek atölyesinde “kırıldıkça açılanları”, sanatının bundan sonraki ufku ile ilgili bir manifesto olarak değerlendiriyor.
“Gezegen’de geçen dokuz ay, anlık ve geçici olmanın dramatik bir deneyimine dönüştü. Geçmişin türlü hatırasıyla yüklü bir mekânın boşluğunda, kendi varlığımı kurmak üzere yer değiştirirken, zamanın bir hamlesiyle o boşlukta aylar sürecek olan karantinaya girmek pek de tahmin edilemezdi. Durdum. Sessizlikte ve yalnızlıkta katı olan her şey çatlamaya başladı, sonra kırıldı, kırıldıkça açıldı. İnsanın kendi formu, onun ilk hapishanesi - imha edilmeli. İçini boşalt ve sınırları geçersiz kıl. Tüm başlıklardan kurtul. Anıtlarını yık, kutsallarını boz. Acını ve kırılganlığını kabul et. Gönüllü dönüşüm.

Sonra bir kenara yükünü bırakır gibi kolajlar ortaya çıkmaya başladı - kenara itilen şey çoğunlukla düşüncenin tam merkezindedir - her biri arzuları, hazları, kaygıları ve hatta korkuları barındıran bir mekân önerisi. Yan yana geldiklerinde ne olduğu henüz bilinmeyen bir yapının krokisi. Yenilip yutulamayanın bariz bir ifadesi. Gerçek ile hayal edilenin arasındaki belirsizlik. Bu kolajlar, birbirine benzemeyen şeyler arasındaki unutulmuş yakınlıklar ve duygudaşlıklar kurmanın bağları.” 




BROKEN OPEN

17.09.2020 - 17.10.2020

GALLERY NEV ANKARA

GEZEGEN ST. NO:5

Galeri Nev, which opened its exhibitions on Gezegen Sokak between 1993 and 2018

for twenty-five years, organized its old space as an artist residence after moving to

its new address and invited Eda Gecikmez as its first guest. Completing almost a

year at Gezegen, Gecikmez questions how this space filled with memories and

moments in the history of art in Turkey transformed her own works and in turn

how her works changed the very space. She opens the doors of her workshop to

visitors to watch more than thirty collages made up of episodes of her time at the

residence. Eda Gecikmez considers her collages, namely “the openings appearing as

they broke as a manifesto about the next horizon of her art. The workshop will be

visited by appointment as of September 17.

“Nine months at Gezegen have turned into a dramatic experience of being

momentary and temporary. While moving to establish my own existence in the void

of a place laden with various memories of the past, it was very unpredictable to

enter the quarantine that would last for months with a move of time. I stopped.

Everything that was solid in silence and solitude started to crack, then broke,

opened as it broke. Human form, the first prison - must be destroyed. Disburden it,

override the borders. Get rid of all the topics. Destroy all the monuments, destroy all

the holy ones. Accept the pain and fragility. Voluntary transformation.

Then collages began to emerge, as if leaving the burden aside - what is pushed

aside is often at the very center of the thought - a space proposal, each containing

desires, pleasures, anxieties, and even fears. A sketch of a building that is not yet

known when they come side by side. An obvious expression of which is hard to

swallow. Uncertainty between reality and imagined. These collages are the bonds of

forgotten intimacy and empathy between dissimilar things.”


(Gezegen means 'planet' in Turkish.)



Sanatçı Konuşması | Kova Art Space, Ankara



Altın Çağ | Galeri Nev, Ankara




Ahmet Doğu İpek / Alev Ebüzziya Siesbye / Anıl Saldıran / Beril Or / Canan Dağdelen / Canan Tolon / Candeğer Furtun / Ceren idil / Deniz Bilgin / Ebru Özseçen / Eda Gecikmez / Elif Uras / Erdal Duman / Ergin İnan / Erol Akyavaş / Fatih Aydoğdu / Gökhun Baltacı / Güneş Terkol / Hasan Doğan Yılmaz / Hayri Şengün / Hera Büyüktaşçıyan / Jennifer İpekel / Kemal Önsoy / Koray Ariş / Mehtap Baydu / Murat Akagündüz / Murat Morova / Mübin Orhon / Necla Rüzgar / Nejad Devrim / Nermin Kura / Nil Yalter / Nur Tarım / Okay Özkan / Pelin Kırca / Ramize Erer / Rasim Aksan / Selim Cebeci / Selçuk Demirel / Semiha Berksoy / Sena / Serhat Kiraz / Seval Şener / Seyhun Topuz / Yusuf Sevinçli / Yüksel Arslan / Zeren Göktan / Züleyha Altıntaş / İbrahim Karakütük / İnci Eviner
1984’te Ankara’da kurulan Galeri Nev, otuz beşinci yılını kutlamaya hazırlanıyor. Otuz beşinci yıl sergisine, yalnızca Galeri Nev’in kuruluşundan bu yana birlikte çalıştığı sanatçılar değil, başka zamanlarda, başka vesilelerle temas ettiği ya da teğet geçtiği isimler de davet ediliyor. Nev böylece, hem kurumun zihnindeki sanat tarihi ağının, hem de kurumu var eden kişilerin dostluk bağlarının örgüsünü izleyicileri ile paylaşıyor. Serginin adının “Altın Çağ” olması, bu örgünün zenginliğine işaret ediyor. Galeri Nev, adeta kendisini çevreleyen herkes ile bir araya geldiğinde, dokunulan her şeyin altına dönüştüğü bir büyü kuruyor. Bir ihtişam ve kudret, saflık ve kutsallık göstergesi olarak altın, asırlardır sanat eserlerinin içine karışıyor. Zeminine sıvandığı her imgeyi ikonalaştırabiliyor. Kimi zaman çerçevelerde, kimi zaman çerçevelerin içinde yaşayanların giysilerinde ya da onları taçlandıran/çevreleyen nesnelerde, varak ve sim göz alıyor. Altının bir “renk” olup olmadığı tartışılsa da, aklımıza hızla ve ardı ardına gelen Tutankamon, On dördüncü Louis ve Gustav Klimt gibi isimlerin parıltısı, sanat tarihini kuran temel malzemelerden biri olduğunu teyid ediyor. Kuran-ı Kerim sayfalarını bezerken altın yaprakları birbirinden ayırmak için fırçalarının ucuna alınlarından bir damla ter alan, bu yapraklar ile çalışırken nefeslerini tutan tezhip ustalarının bu ‘renk’ ile ibadet ettiklerinden söz ediliyor; tezhip ingilizceye “the art of illumination” olarak tercüme ediliyor. Öte yandan Yves Klein koleksiyonerlerinden görünmez eserlerinin parasını altın ile ödemelerini istiyor ve kabul edenlerden aldığı altın yaprakları Seine Nehri’nin sularında “boğulmak” üzere rüzgara bırakıyor. Sanat tarihinin “güneşi” Türkiye’deki pek çok sanatçı için de parlıyor. Yves Klein’ın çağdaşlarından Mübin Orhon’un ışık arayışında altın önemli bir yer tutuyor. Bir sonraki kuşakta, ilhamını minyatürlerden alan Erol Akyavaş altını Miraçname’nin üzerinde damla damla parlatıyor. Elbette altının “piyasa değeri” de sanatçıları meşgul ediyor; bugün Mehtap Baydu seslerini duyuramayan kadınların ağızlarını altın ile mühürlüyor. Galeri Nev, aralarında Alev Ebüzziya, Yüksel Arslan, Canan Tolon, Mübin Orhon, Erol Akyavaş, Candeğer Furtun, Nejad Devrim, Seyhun Topuz, Nil Yalter, İnci Eviner, Mehtap Baydu, Necla Rüzgar, Elif Uras ve Nermin Kura’nın da yer aldığı elli sanatçıyı “Altın Çağ”da bir araya getiriyor. Eserleri mahrem bir nadire kabinesinin içine yerleştiren Nev, karanlıktan kaçan herkesi, sanatçıların ve galerinin parıltılı dünyası içine sığınmaya davet ediyor.

Bütün Gezegen İçerideydi | Maçka Sanat Galerisi

Bütün Gezegen İçerideydi

11.09.2019 - 19.10.2019
Maçka Sanat Galerisi
Anıl Saldıran / Candeğer Furtun / Eda Gecikmez / Erol Akyavaş / Mehtap Baydu / Necla Rüzgar / Nejad Devrim / Nermin Kura / Sefer Memişoğlu / Selim Cebeci / Semiha Berksoy / Yüksel Arslan / Zeren Göktan

1976’da kurulan ve kırk yıl boyunca pek çok avangard sergiyi ağırlayan, Türkiye sanat tarihinin ikonik mekânı Maçka Sanat Galerisi, 2016 yılında, kırkıncı yılını kutlamış ve ardından kapanmıştı. Üç yıl sonra Maçka Sanat Galerisi, Galeri Nev tarafından düzenlenen “Bütün Gezegen İçerideydi” sergisi ile kısa süreliğine de olsa, kapılarını yeniden açıyor. MSG, 16. İstanbul Bienali’nin paralel etkinliklerinden biri olan sergiye 11 Eylül - 19 Ekim tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor.
Deniz Artun’un küratörlüğünde düzenlenen sergi “Bütün Gezegen İçerideydi”, Bienal’in ekolojik odağından ilham ile, bir gün dünya büsbütün yaşanmaz hale gelecek olursa, öteki dünyalarda nasıl varolabileceğimizi araştırıyor. Sergide, derilerinden sıyrılan, tanıdık bedenlerini geride bırakıp başka bedenlere bürünmeye hazırlanan varlıklarla bambaşka bir evren kuruluyor. Bu evrende insanlar gezegen, gezegenler insan oluyor. Başka bir deyişle, eserler kuracağımız ve yıkacağımız tüm dünyaların içimizde, “içeride” olduğuna işaret ediyor.  
Serginin merkezinde Maçka Sanat Galerisi sanatçılarından Candeğer Furtun’un bir triptiği yer alıyor. Bu eser, Galeri Nev’in farklı kuşaktan sanatçıları ile çevreleniyor. Böylece eserler, sanatçılar ve özellikle de iki galeri karşılıklı tarihlerinin mahsus ve ortak yanlarını ortaya koyuyor, birbirini selamlıyor. 


''Venüs''

Eda Gecikmez

Tuval üzerine yağlı boya
20 x 20 cm
2019